Kuş Araştırmalar Derneği

AnasayfaBasın DuyurularıBöylesi Görülmedi!!!

Böylesi Görülmedi!!!

  • PDF
  • E-posta
 

Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biri Meriç Deltası. Türkiye'de tespit edilen 455 kuş türünden 304'ü Meriç Deltası'nda görülüyor. Bu ölçüde zengin bir kuş yaşamı Avrupa'daki sulak alanların çok azında var. Meriç Deltası kuş göç yolları üzerinde yer alıyor. Her yıl yüzbinlerce kuş göç sırasında konaklıyor, besleniyor. Binlercesi ise kışı burada geçiriyor. Delta üreme alanı olarak da çok değerli. Yüksek sayılarda çeltikçi, kaşıkçı, uzunbacak, bataklık kırlangıcı, küçük balaban, sumrular ve balıkçıllar Delta'da kuluçkaya yatıyor. Sadece kuşlar için mi önemli Meriç Deltası? Balıkların yumurta bıraktığı, yavru balıkların beslendiği ve geliştiği korunaklı alanlara da sahip. Yediğimiz balıkların 2/3'ü yaşamlarının tamamını veya önemli bir bölümünü sulakalanlarda (deltalarda, dalyanlarda ve akarsu ağızlarında) geçirirler. Uzun lafın kısası açık deniz balıkçılığının devamlılığı için de mutlaka korunmalı sulakalanlar. Meriç Deltası da var olduğundan bu yana balığıyla hem Ege Denizi'ni beslemiş hem de yöre halkını.

 
 

Bu özellikleriyle Meriç Deltası korumayı defalarca hak etmiş. Biz de vermişiz hakkını koruma statülerinin en hasıyla. Doğal yapısı aynen korunacak diye tamamını I. Derece Doğal Sit Alanı ilan etmişiz. Yetmez, daha fazlasını hak ediyor Meriç Deltası demişiz ve önemli bir bölümünü de Tabiatı Koruma Alanı ilan etmişiz.

 
 

Yasaya bakarsanız Tabiat Koruma Alanlarında eğitim ve bilimsel amaçlı faaliyetlerin dışında hiçbir faaliyet yapılamaz. Gelin görün ki binlerce kuşun barındığı, balıkların yumurta döktüğü ve beslendiği sazlıklar, ılgınlıklar ve sulak çayırlar biraz daha çeltik alanı uğruna dozerlerle, kepçelerle yok ediliyor. Yıllarca ormanların, kıyıların, meraların talan edildiği gibi. 1900'lü yılların başında Delta'daki (Türkiye tarafında kalan) sulakalanların büyüklüğü yaklaşık 24000 hektar kadar. 1972 yılında 9500 hektara inmiş. 1994 yılında ise sadece 3600 hektar sulak alan kalmış. Bugün durum daha da kötü.

 
 

Türkiye 1994 yılında Ramsar Sözleşmesi'ne (Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi) taraf olmuş (Sözleşmeye 138 ülke taraf) ve tüm dünyaya sulak alanların önemini kabul ettiğini ve sınırları dahilindeki tüm sulak alanları koruyacağını ilan etmiş, söz vermiştir! Ayrıca, Sözleşmenin uygulanmasını sağlamak için 30 Ocak 2002 tarihinde "Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği"ni çıkarmış ve böylece yasal güvence altına almıştır.

 
 

Meriç Deltası'nda yapılanlar, Ramsar Sözleşmesi başta olmak üzere Türkiye'nin taraf olduğu doğa koruma ile ilgili tüm uluslararası sözleşmelere {Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, Bern Sözleşmesi (Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması), Barselona Sözleşmesi} aykırıdır. Üye olmayı hayal ettiğimiz Avrupa Birliği Doğa Koruma Direktifleri'ne göre suçtur.

 
 

Meriç Deltası'nda Çevre Kanununa, Milli Parklar Kanununa, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa, Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğine göre suç işlenmektedir. Hazine arazileri (70 milyonun hakkı olan) üç beş kişi tarafından talan edildiği için suç işlenmektedir.

 
 

Başta yukarıdaki yasaların uygulanmasından sorumlu olan Edirne Valiliği, Çevre ve Orman Bakanlığı, Turizm ve Kültür Bakanlığı olmak üzere tüm ilgililerden bu talanın durdurulmasını ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatılmasını talep ediyoruz.

 

 

BİLGİ İÇİN

 

Osman Erdem

 

Kuş Araştırmaları Derneği

 

Sulakalan Program Müdürü

 

E-mail: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

 

Tel: 0312 4198287 Faks: 0312 4198179