Programın adı: KAD Sulakalan Programı

Programın amacı: Türkiye’deki sulakalan kayıplarının durdurulması, sulakalanların korunması ve akılcı kullanımlarının sağlanmasıdır.

Yürütücü: Osman Erdem

Programın kuruluş tarihi: Ağustos 2003

Sulakalanlar, doğal veya yapay, sürekli veya mevsimsel, suları durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu tüm su kütleleri sulak alan olarak tanımlanmaktadır. Bataklıklar, sazlıklar, turbalıklar, sulak çayırlar ile denizlerin altı metre derinliğe kadar olan kesimleri de sulakalan kapsamı içerisinde yer almaktadır.

Sahip olduğu biyolojik çeşitlilik nedeniyle dünyanın doğal zenginlik müzeleri olarak kabul edilen sulakalanlar, doğal işlevleri ve ekonomik değerleriyle yeryüzünün en önemli ekosistemleridir;

• Yeraltı sularını besleyerek veya boşaltarak, taban suyunu dengeleyerek, sel sularını depolayarak, taşkınları kontrol ederek, kıyılarda deniz suyunun girişini önleyerek bölgenin su rejimini düzenlerler.

• Bulundukları yörede nem oranını yükselterek, başta yağış ve sıcaklık olmak üzere yerel iklim elemanları üzerinde olumlu etki yaparlar.

• Tortu ve zehirli maddeleri alıkoyarak ya da besin maddelerini (azot, fosfor gibi) kullanarak suyu temizlerler.

• Tropikal ormanlarla birlikte yeryüzünün en fazla biyolojik üretim yapan ekosistemleridir.

• Başta balıklar ve su kuşları olmak üzere gerek ekolojik değeri, gerekse ticari değeri yüksek, zengin bitki ve hayvan çeşitliliği ile birçok türün yaşamasına olanak sağlarlar.

• Yüksek bir ekonomik değere sahiptirler. Balıkçılık, tarım ve hayvancılık, saz üretimi, turizm olanaklarıyla bölge ve ülke ekonomisine önemli katkı sağlarlar.

Türkiye Sulakalanlar Bakımından Avrupa ve Orta Doğu’nun En Önemli Ülkesidir;

Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları arasındaki geçiş noktası üzerinde bulunması, üç tarafının farklı ekolojik karakterdeki denizlerle çevrili oluşu, deniz seviyesinden 5000 metreyi aşan yükseklik farklılıkları ve bu özellikleri neticesinde ortaya çıkan iklim çeşitliliği, Türkiye’yi sulakalanlar bakımından bulunduğu coğrafyanın en önemli ülkelerinden biri yapmıştır. Batı Palearktik Bölge'deki dört kuş göç yolundan ikisinin Anadolu üzerinden geçmesi Türkiye’nin önemini arttıran bir başka etken olmuştur.

Bugüne kadar yapılan çalışmalar neticesinde “Ramsar Sözleşmesi Sukuşu ve Balık Özel Kriterleri” ne göre Türkiye’de 76 uluslararası öneme sahip sulakalan belirlenmiştir. Bunların toplam alanı 1 295 546 hektardır. 76 alandan 56’sı sukuşları, 4’ü balık, 16’ sı ise hem sukuşları, hem de balık kriterleri bakımından uluslararası öneme sahiptir. Ramsar Sözleşmesi’nin diğer kriterlerine göre yapılacak değerlendirmelerin de tamamlanmasıyla Türkiye’deki uluslararası öneme sahip sulakalanların sayısı daha da artacaktır.

Türkiye’de hala sulakalan kayıpları yaşanmaktadır!

Türkiye’de son 15 yıl içerisinde sulak alanların korunması konusunda önemli kazanımlar elde edilmiştir. Bu kazanımların başında Türkiye’nin Ramsar Sözleşmesi'ne taraf olması, sulak alan kaybına neden olacak bir çok projenin revize edilmesi, Sulakalanların Korunması Yönetmeliği'nin çıkarılması, Ulusal Sulakalan Komisyonu’nun kurulması ve sivil toplum örgütleri ile bilim adamlarının karar ve yönetim süreçlerine daha etkin bir şekilde katılmaları ile 2003-2008 Ulusal Sulakalan Stratejisi'nin uygulamaya konması söylenebilir. Ancak, politik, yasal ve kurumsal anlamda elde edilen bu kazanımlar yeterince uygulamaya aktarılamadığı için Türkiye’deki sulak alanlar hala büyük tehlikelerle karşı karşıyadır. Hala su rejimine yapılan müdahaleler, kirlenme, kontrolsüz ve yasadışı balıkçılık ve avcılık, saz kesimi ve yakılması, sisteme veya besleyen su kaynaklarına yabancı türlerin atılması gibi nedenlerle büyük sulak alan kayıpları yaşanmaktadır.

Kuş Araştırmaları Derneği ve Sulakalanlar;

Barındırdığı yaban hayatının yanı sıra doğal işlevleri ve ekonomik değerleriyle de yeryüzünün en önemli, aynı zamanda en hassas ekosistemlerinden biri olan sulakalanların korunması; kurulduğu günden itibaren Kuş araştırmaları Derneği’nin öncelikli hedef ve uğraşılarından biri olmuştur. Bu çabaları nedeniyle 30 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe konan “Sulakalanların Korunması Yönetmeliği” nin 27. maddesi ile kurulan “Ulusal Sulakalan Komisyonu”nu üyeliğine layık görülmüştür. Derneğimiz Komisyon üyeliğinden kaynaklanan sorumluluklarını daha etkin bir şekilde yerine getirmek amacıyla Ağustos 2003’te “Sulakalan Programı” kurmuştur.

Sulakalan Programı yukarıda belirtilen amacına ulaşmak için aşağıdaki çalışmaları yürütmektedir.

• Ulusal sulakalan politika ve stratejilerinin belirlenmesine ve uygulanmasına katkı vermek;

• Ulusal Sulakalan Komisyonu kararlarının uygulanmasında etkin bir rol almak ve tüm çalışmalara aktif olarak katılmak;

• Yerinden koruma çalışmalarına destek vermek; bu amaçla yerel düzeyde faaliyet gösteren STK’larla işbirliği ve proje ortaklıkları geliştirerek bilgi, beceri ve deneyimleri paylaşmak; Yerel halkın ve diğer ilgi gruplarının karar süreçlerine ve planlama çalışmalarına etkin olarak katılmalarını desteklemek;

• Yıllık izleme programları dahilinde Uluslararası Öneme Sahip Sulakalanları izleyerek acil müdahale gerektiren durumlarda ilgili kamu kurumlarını, gerekirse kamuoyunu harekete geçirmek;

• Medya ve diğer iletişim kanallarını kullanarak kamuoyuna ve veya kamu otoritelerine yönelik sulakalanların önemi ve korunmalarının gerekliliği konularında Farkındalık ve bilinç artırma faaliyetleri yürütmek,

• Sulakalanların işlev ve değerlerini de kapsayacak şekilde ulusal sulakalan envanterinin oluşturulmasına katkı vermek,