Proje adı: Sulakalan Kayıplarının Durdurulması İçin Kamuoyu Oluşturma Projesi

Proje alanları:
1. Gavur Gölü, Kahramanmaraş
2. Ereğli Sazlıkları, Konya
3. Eşmekaya Sazlığı, Konya
4. Seyfe Gölü, Kırşehir
5. Avlan Gölü, Antalya

Proje hedefi: Türkiye'deki sulakalan kaybı ve bozulmasının durdurulması ve kaybedilen sulakalanların geri kazanılması için kamuoyu oluşturulması.

Proje destekçisi: Hollanda Tarım, Doğa ve Gıda Kalite Bakanlığı - Matra Programı

Proje tarafları: Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü

Proje süresi: 9 ay (Kasım 2004 – Haziran 2005)

Proje gerekçesi: 1950'li yıllardan sonra drenaj, doğal su rejiminin bozulması (sulakalanları besleyen su kaynakları üzerine barajlar yapılması veya sistemden aşırı miktarda su alınması), kirlenme, sürdürülebilir olmayan balıkçılık ve avcılık, yabancı türlerin aşılanması gibi nedenlerle önemli sulakalan kayıpları yaşanmıştır.

Son 15 yılda Çevre Bakanlığı'nın kurulması ve sivil toplum örgütlerinin ilgilerini sulakalanlar üzerinde yoğunlaştırılması sonucunda politik, yasal ve kurumsal anlamda önemli adımlar atılmış, ancak bunlar yeterince uygulamaya yansıtılamamıştır. Bunun başlıca nedenlerinden biri, su ve arazi kullanım plan ve programlarını geliştirenler arasında sulakalanların korunması fikrinin yeterince benimsenmemiş ve kabul görmemiş olmasıdır. Kurumumuzca yapılan çalışma ve toplantılarda da görüldüğü üzere hala ülkemizde kurutulan sulakalanlarda yaşanan olumsuzlukların farkında olmayan ve sulakalanların kurutulmasından toplum yararı bulunduğuna inanan önemli bir kitle bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye'deki sulakalanlar hala büyük tehlikelerle karşı karşıyadır.

Yapılan bilimsel çalışmalar ve gözlemler, sulakalanların kurutulmasıyla elde edilen arazilerin pek çoğunda istenilen tarımsal üretime erişilemediğini, aksine bir çok yerde tuzlanma, turbalıkların yanması ve rüzgar erozyonu gibi nedenlerle toprağın verimsizleştiğini göstermektedir. Ayrıca, pek çok bölgede, su rejimi bozulduğu, iklim değiştiği ve yaban hayatı yok olduğu için ekolojik denge bozulmuş; alanın otlatma değeri azaldığı için hayvancılık zarar görmüş, balıkçılık, avcılık ve sazcılık gibi sulakalan yararları yok olmuştur. Özellikle Orta Anadolu'daki sulakalanların kurutulması ve yeraltı suyunun aşırı kullanımı sonucu son 15 yılda yeraltı su seviyesi 17 metre civarında düşmüştür. Sultan Sazlığı, Seyfe Gölü ve Ereğli Sazlığı gibi Avrupa ve Ortadoğu'nun en önemli sulakalanları yok olmayla karşı karşıya kalmıştır. Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde yakın gelecekte (sulakalan kayıplarının yanısıra) Orta Anadolu'da, yeraltı suyu kullanılamaz seviyelere düşmesi sonucu ciddi ekonomik kayıpların meydana gelmesi, geçmişte Karapınar Ovası'nda yaşandığı üzere Ereğli Ovası'nda da tehlikeli boyutlarda bir erozyon sürecinin başlaması ve toprak kayıplarının yaşanması beklenmektedir.

Alan ziyaretleri sırasında, çiftçiler, balıkçılar, avcılar gibi sulakalanlarla iç içe yaşayan yöre insanı, yukarıda ifade edilen tehlikelerin farkında olduklarını, ancak bu durumu yeterince ilgililere ulaştıramadıklarından yakınmaktadırlar.

Bu proje ile geçmişte kurutulan veya insan müdahalesi nedeniyle ekolojik karakteri bozulan sulakalanlarda yaşanan, yukarıda belirtilen süreçler ve bu süreçlerin sosyo-ekonomik etkileri ile alınması gereken tedbirlere ilişkin yörede yaşayan halkın (çiftçi, balıkçı, avcı, sazcı gibi) görüş ve düşüncelerinin alınması; bu görüş ve düşüncelerin hazırlanacak yayınla ilgililere ve kamuoyuna ulaştırılması hedeflenmiştir.

Projenin çıktıları;

1.  Yöre halkının görüşlerini içeren ses kayıtları, görüntülü kayıtlar

2.  Yöre halkının görüşlerini içeren kitap,

3.  Ulusal Sulakalan Komisyonu ve ilgili kuruluşlara sunulacak özet rapor

Proje kapsamında gerçekleştirilecek ana faaliyetler:
1. Alanların müdahale edilmeden önceki dönemini bilen kişilerle (özellikle yaşı 55 -60'ın üzerinde olan balıkçılar, avcılar ve çiftçilerle) aşağıdaki konu başlıkları çerçevesinde görüşmeler yapılacak, görüşmeler ses ve görüntü olarak kaydedilecek.
·  
Alanın geçmişteki durumu (yaban hayatı, avcılık ve balıkçılık, sazcılık buna dayalı uğraşı ve el sanatları, tarımsal üretim ve ürün deseni, çayır ve meraların durumu, otlatma ve hayvancılık gibi)
· Şu andaki durum ve varsa kayıpların nedeni (su rejimi, özellikle yeraltı sularının ve kaynakların durumu ve iklim bakımından karşılaştırılması)
·  
Gelecekte nasıl bir alan görmek istiyorlar?

·    Bunun için neler yapılması gerekiyor?

2. Kamu kurumlarından aşağıdaki konularda veriler temin edilecek (Müdahale edilmeden önce ve sonra tarımsal üretim ve hayvancılıkla ilgili veriler, iklimsel veriler, su rejimine ait bilgiler havzadaki kaynak ve akarsuların durumu, taban suyu, yeraltı sularındaki değişimler gibi)
3. Görüşmelerde elde edilen ses kayıtları deşifre edilecek ve içeriği değiştirilmeksizin edit edilerek yayın haline getirilecektir. Ayrıca özet bir rapor hazırlanacak ve bu rapor Ulusal Sulakalan Komisyonu'na ve ilgili kamu kurumlarına sunulacaktır.


Proje sonuçları:
Kurutulan sulakalanlarla ilgili yöre halkının görüşlerine yer verilen “Onlar Ne Dedi?” kitabı çıktı!

Onlar Ne Dedi? (pdf dosya büyüklüğü : 2,55 MB)

Onlar Ne Dedi? (win rar zip dosya büyüklüğü : 2,06 MB)

Kitapta yeni tarım alanları kazanmak amacıyla kurutulan ya da doğal su rejimine yapılan müdahaleler (sulakalanı besleyen su kaynaklarının barajlarda tutulması, tahliye kanallarıyla göllere akışın engellenmesi veya yer altı sularının aşırı kullanımı gibi) nedeniyle kuruyan, ülkemizin uluslar arası öneme sahip sulakalanlarından Gavur Gölü (Kahramanmaraş), Avlan Gölü (Elmalı-Antalya), Seyfe Gölü (Kırşehir), Eşmekaya Gölü ve Ereğli Sazlıkları'nın (Konya), çevresinde yaşayan halk, alanların kurutulmasından sonra yörede yaşanan değişimleri anlatıyorlar.

Görüşmeleri yapan ve kitabı yayına hazırlayan KAD Genel Koordinatörü Osman Erdem kitabın sunuş bölümünde şöyle diyor:

“Türkiye’de son 50 yıl içerisinde kurutma, taşkın önleme, doğal su rejimine müdahale (sulakalanları besleyen su kaynakları üzerine barajlar yapılması veya sistemden aşırı miktarda su alınması gibi), kirlenme, sürdürülebilir olmayan balıkçılık ve avcılık, yabancı türlerin aşılanması gibi nedenlerle büyük sulakalan kayıpları yaşanmıştır.
Son 15 yılda Çevre Bakanlığı’nın kurulması ve sivil toplum örgütlerinin kamu kurumları üzerinde oluşturduğu baskı sonucunda politik, yasal ve kurumsal anlamda önemli adımlar atılsa da, bu adımlar yeterince uygulamaya yansıtılamamıştır. Bunda, su ve arazi kullanım plan ve programlarını geliştirenler arasında, kurutulan sulakalanlarda yaşanan olumsuzlukların farkında olmayan ve hala sulakalanların kurutulmasında toplum yararı bulunduğuna inanan önemli bir kitle bulunmakta ve bu kitle siyasilerden de önemli destek almaktadır.

Bu nedenledir ki son on yıl içerisinde Türkiye’de sulakalanların doğrudan kurutulmasını öngören projeler uygulanmasa da sulakalanları besleyen suların tamamı barajlarda tutulduğu veya yüzeysel su kaynakları havza dışına tahliye edildiği için içlerinde Sultan Sazlığı ve Seyfe Gölü gibi 1994 yılında Ramsar Sözleşmesi listesine dahil edilmiş olan alanların da bulunduğu uluslararası öneme sahip çok sayıda sulakalan (Ereğli Sazlıkları, Eşmekaya Gölü, Akşehir Gölü, vb.) bugün kurumuştur. Yine bu nedenle; pek çok sulakalanda taban suyu düştüğü için ekolojik denge bozulmuş, çevresinde yer alan ve sulakalan ekosisteminin en önemli öğeleri olan sulak çayırlar, tatlı su bataklıkları, sazlıklar yok olmuş; özellikle Orta Anadolu’da çölleşme süreci başlamıştır. Bu durumu gören yöre halkı Avlan’da, Gavur Gölü’nde, Seyfe’de ve Eşmekaya’da olduğu üzere “Gölümüzü isteriz!” diye feryat etmeye başlamıştır.

Bu çalışmayı; Kahramanmaraş’ta, Elmalı Ovası’nda, Ereğli’de, Eşmekaya’da, Seyfe’de, sulakalanlar kurutulduğu için gelen felaketi fark eden ve feryat eden, fakat sesini kimseye duyuramayan insanların seslerini duyurmak, duygu ve düşüncelerini ilgililere iletmek, kaybettiklerimizi geri kazanamazsak bile bundan sonra yapılması planlanan faaliyetler için ders çıkarmak amacıyla yapmaya karar verdim. Umarım yararlı olur.”