Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin 2007 yılında yayınladığı 4. Değerlendirme Raporunda belirtildiğine göre dünya deniz seviyesinin farklı senaryolara bağlı olarak 0.19 ile 0.59 metre arasında yükselmesi beklenmektedir. Fakat yapılan çalışmalar deniz seviyesinin 2007 IPCC raporlarından daha hızlı yükseldiğini göstermektedir. Ayrıca, Woodworth ve ark., 2005 deniz seviyesi yükselmesinin etkilerinin Avrupa’da dünyanın diğer bölgelerine göre %50 daha fazla görüleceğini belirtmiştir. Kış mevsimindeki deniz seviyesi üzerinde etkili olan “Kuzey Atlantik Salınımı” da beklenen deniz seviyesi yükselmesi tahminlerine 01. ila 0.2 metrelik bir belirsizlik eklemektedir (Hulme ve ark., 2002, Tsimplis ve ark., 2004). Yapılan çalışmalar deniz seviyesi ile sıcaklık değişimi arasında yakın bir ilişki olduğunu ortaya koymuş olup yaklaşık olarak her bir Fahrenheit derece sıcaklık artışı için 2 mm. deniz seviyesi yükselmesi ortaya konulmuştur. Eğer bu savlar doğru ise IPCC tarafından yapılan öngörülerin ötesinde olan 2100 yılına kadar 1 metrenin üzerinde bir deniz seviyesi yükselmesi beklenmektedir. Deniz seviyesinde oluşacak bu yükselmeye bağlı olarak Seyhan Havzası’nın kıyı kesiminde yer alan Akyatan ve Tuzla lagünleri denizle birleşerek (lagün özelliğini kaybederek) bir koy haline gelecektir. Lagünler besin varlığı bakımından deniz ekosistemine oranla daha zengin ve korunaklı olduğu için oldukça zengin bir yaban hayatına beslenme, barınma ve üreme alanları oluştururlar. Özellikle yavru balıkların beslenmesi ve predatörlerinden korunması için ideal ortamlardır. Su seviyesinin yükselerek lagünlerin koy haline gelmesiyle tüm bu özellikleri kaybolacak ve yüzyıllardır süregelen ve yöre insanının beslenmesinde ve geçiminde önemli bir yer tutan dalyan balıkçılığı da sona ermiş olacaktır. Ancak göl alanları genişleyeceğinden ve göllerdeki su seviyesi ve derinlik artacağından durumun balıkçılık açısından fırsat olma olasılığı da proje kapsamında özel olarak değerlendirilecektir.
Su seviyesinin yükselmesinden Delta’daki Tuzla beldesi ve 11 köy etkilenecektir. Ancak Deltanın daha alçak kesimlerinde yer alan Aydınlar, Tabaklar, İnnaplı Höyük ve Kapı köyleri ile Tuzla beldesinin tarım ve mera alanlarının büyük bir kısmı ve bazı yerleşimler su altında kalacağı ve deniz suyunun iç kesimlere ilerlemesi sebebiye verimli tarım toprakları tuzlanacağı için hem ekonomik açıdan, hem de sosyal açıdan önemli sorunlar ortaya çıkacaktır. Ayrıca tuzlu deniz suyu yüzeyden ve yer altı suyu ile iç kesimlere taşınacağından halen kullanılmakta olan içme ve kullanma suları tuzlanacak içme ve kullanma su temini problemi yaşanabilecektir. Ürün deseninin değişmesi, bulaşıcı hastalıkların artması, su kaynaklarının azalması veya kalitelerinin düşmesi gibi riskler de değerlendirildiğinde deniz seviyesi yükselmesi doğrudan mevcut fiziksel ve sosyoekonomik yapı değiştirecektir.








